|
|
Anasayfa
|
Yazar İsmail Erdoğan
|
|
Cumartesi, 12 Mayıs 2007 |
İNSAN VE AİLE Sevgi damlacıklarının, aşk dolu sinelerde deryalara dönüşüp mutluluk çağlayanlarıyla Ummanlarda buluşturduğu gönüllerin sevgi adacıklarıdır aile .
Fertler kadar toplumlar için de olmazsa olmaz değerlerin şekillendiği, kişilik bulduğu ,topluma ait bütün kodların kişisel karakterler haline dönüştüğü en önemli fakültelerdir aile.Günümüz dünyasında küresel etkilerle ,bütün dünyanın sosyo kültürel ve sosyo ekonomik değerlerinin gelişimine paralel gelişmeler gösteren ve toplumların kendi değerlerini küresel etkilere kurban edebilen ve bundan aldığı yaralarla iç dinamiği bozulmuş,toplumu var eden değerleri pörsümüş geniş, amaçsız insan yığınları haline dönüşebilmekte toplumlar. Bütün bu eklilerin karanlık koridorlarından aydınlığa çıkabilen ve dünyanın hayranlık duyabileceği sarsılmaz modeller teşkil edebilen toplumlar ; kuşkusuz dünyaya en büyük mirası bırakmış olacaklardır. İnsanlık tarihinin en uzun ömürlü ve sağlıklı toplum yapısının eşsiz örneklerini insanlığa miras bırakan Türk Milleti ; bu gün de içinden çıkılamaz bir hal alan ve toplumların her türlü gelişmişliğine rağmen dizginleyemediği ve milyonlarını uyuşturucu ,fuhuş,kumar ve terör gibi yıkıcı etkilere kurban verdiği insanlık aleminin kurtuluş ümidi ve bu yolda örnek alınabilecek bir modeli haline gelebilmelidir aile hayatıyla. Dünyanın en efsunlu aşk ve sevgi hikayelerinin destansı örnekleriyle dolu aile hayatımız, her türlü güvenin ,sevgi ve saygının , bilge kişiliklerinde bütünleştiği büyük anne ve babaların merkezinde oturduğu ; sevgi tomurcukları çocuklarımızın gölgelerinde hayatın en tatlı sevgi esintileriyle geliştiği mutluluk deryası ailelerimiz. Küçüğü sevmenin ,büyüğe saygının ,başkalarına ait hak ve hukukun korunmasına ait değerlerin; tarih bilincinin ,manevi dinamiklerimizin damla damla sinelere akıtıldığı aile hayatımız. Bu gün her zamankinden çok muhtaç olduğumuz limanlarımız gibi adeta. Gençliğimiz,içinde kopan fırtınaları dindirmekte zorlanan , yetişkinlerimiz hayatın kıskacında günübirlik meselelerini çözebilmede yetersiz; buhranlar anaforunda mutluluğu aramakta. Maddi imkansızlıklarını manevi boşluklarla katmerleştiren ve bir nebze olsun hafakanlarını dindirebileceği bir yuvadan yoksun insanımız; her türlü kötülüğün ,olumsuzluğun rahatlıkla irtikap edilebildiği tuzaklarla baş başa. Anne ve baba sevgisini , masum yüreklerinde hissetmek isterken ,düşmanlıkların en edna örnekleriyle hayatı şekillenen gençliğimiz ; yüreklerindeki boşlukları onlara kurulan uyuşturucu tuzaklarında dindirme sevdasında ölümle pençeleşirken; çocuklarına ve hayatlarına bigane babalar ve anneler ,timsah gözyaşlarıyla teselli bulmakta.Eğitim müesseselerimizde bir zamanlar sevgi ve saygının mümtaz şahsiyetleri öğretmenlerimiz ,eğitimden uzak ; hayatlarını kurtarabilmenin endişesi içerisinde asi gençliğin en büyük hedefi konumunda.Park ve bahçeler okul kıyafetleriyle sarmaş dolaş gençlerin ; her türlü zevk ve sefayı hayasızca işleyebilen örnekleriyle dolu. Ve bütün bunların arkasında , sarsılmış ,yıkılmış ,parçalanmış aileler.Her birimizin meslek icabı en açık örnekleriyle sık sık karşılaştığımız ; geleceğimizi ve hayallerimizi karartan tablolar. Bu gün bütün dünyanın çözmekte zorlandığı , milyar dolarların harcanmasına rağmen önünü alamadığı bu yangını dindirebilme aslında aile saadetinde gizli. Bir zamanlar bizim iklimimizde yeşeren ve sevginin ,saygının,muhabbetin, huzurun ,yardımlaşmanın gönüllere nakış nakış işlendiği ailelerimiz. Anne ve babada şekillenip ,okulda gelişen; toplumla bütünleştiğinde sarsılmaz bir devlet bütünlüğüne dönüşen aile hayatımız ; bu günün de şiddetle ihtiyaç duyduğumuz olmazsa olmazı. Peki nasıl olmalı bu . Hayata ait en değerli duygularımızı ve değerlerimizi paylaştığımız, coşkun yüreklerimizi sinelerinde erittiğimiz, tarifsiz hislerde gönül deryalarında yelken açtığımız eşlerimize değer vererek, onlarla hayatı ve zorluklarını paylaşarak, başkalarına cömertçe sergilediğimiz nezaketimizi, esprilerimizi,sabrımızı onlardan esirgemeyerek, beklentilerimize karşılık bulamadığımızda sabrederek, aslında her an yanımızda olan ancak bir türlü fark edemediğimiz emsalsiz güzelliklerini fark ederek ve fark ettirerek. Büyük aşklarımızın en tatlı anlarının emsalsiz meyvelerini bize sunan eşlerimiz bu hisleri belki en çok hak eden insanlar bizim için hayatta. Ve bu sevginin ,kucaklaşmanın , bütünleşmenin en tatlı nümuneleri çocuklarımız. Hayata ait bütün planlarımızın temel ekseni olan evlatlarımız. Daha anne karnında iken bizleri tarifsiz hülyaların ve hayallerin esiri eden ve dünyaya ait en güzel mutlulukları doğduğunda yaşadığımız evlatlarımız. Yemeden yedirdiğimiz ,giymeden giydirdiğimiz , bize ait mutlulukları uğurlarında feda ettiğimiz çocuklarımız. Hayatın her türlü keşmekeşini ,bunalımlarını , tatlı nağmelerinde ve gülücüklerinde unutup sükuna erdiğimiz çocuklarımız. Bizlere,hayata ait bütün bakış açılarımızı yeniden gözden geçirten, eskiye ait bütün olumsuzluklarımızı bize unutturabilen çocuklarımız. Onların dünyasında,onlara ait sevgileri ,umutları , hüzünleri onlarla birlikte yaşayarak . Belki anne ve babamızda göremediğimiz , bununla birlikte bizlerde oluşturduğu olumsuzlukları bilerek etkilendiğimiz sevgiyi ve mutluluğu onlara en güzel örnekleriyle sunarak. Bizler için çocuklarımızın hayata ait en değerli varlıklar olduğunu ,her tülü fedakarlığımızın onlar için karşılık beklemeden yaptığımız değer ifadeleri olduğunu hissettirerek. Eşlerimizle,arkadaş ve komşularımızla olan ilişkilerimizde sevgi ve saygıyı hakim kılarak, onlara ait önemli örnekler olabilmeli ; yaşayarak onlara önemli modeller oluşturabilmeliyiz. Her yaşın çocuk üzerindeki etkilerini bilerek ve bu hayatı onlarla ortaklaşa yaşayarak gelişimlerini şekillendirmeli . Özellikle kız ve erkek çocuklarının fıtri hallerinin farklılıklarını hesaba katarak onlarla diyalog kurmalıyız. Unutmamalıyız ki çocuğun duygusal ve fiziksel gelişiminde en önemli model anne ve babası ile aile içerisindeki diğer fertlerdir. Aile, bütün insanlar için önemli bir sığınak ve mutluluğunu en üst düzeyde yaşayacağı adeta küçük bir dünyadır. Bu dünyanın mutluluk ve saadeti; sadece şehevi ve maddi ihtirasların giderilmesi amacına yönelik duygulara kurban edilmemelidir. Mutlu bir aile saadetinin temelinde ,bütün fertlerin hürmet ve sevgiyle bütünleştiği, ortak ideallerin fedakara ne çabalarla hayata geçirildiği duygu bütünlüğü yatmaktadır. Bütün kainatta kuşkusuz insanları hayrette bırakacak bir nizam ve intizam vardır ve hayatiyeti bu sırda gizlidir. Bütün insanlığın mutluluğunu arzulayan fertler olmak , bizler için en büyük ideal olmalı.Bu aynı zamanda insanlıgımız icabı düşünmek ve hayata geçirmek zorunda olduğumuz düşünce sistemimiz olmalıdır. Son olarak ; belki her an yüreklerindeki merhamet ve sevgiyi solukladığımız annelerimizin ve eşlerimizin ANNELER GÜNÜNÜ kutlar sağlık ve mutluluk dolu bir hayat dilerim. SEVGİ VE SAYGILARIMLA…12/05/07
Yorumlar () |
 |
|
|
|
|
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 12 Mayıs 2007 )
|
|
|