Yavuz Köyü Web Sayfası - Çarşıbaşı - Trabzon

Trabzon - Çarşıbaşı - Yavuz Köyü Web Sayfasıdır.

Salı, 13 Mayıs 2008
Ana Menu
Anasayfa
Tarihimiz
Coğrafi Durum
Linkler
Galeri
Okullarımız
Camilerimiz
Muhtarlarımız
Yetiştirdiklerimiz
Sağlık Ocağımız
Derneklerimiz
Sözlüğümüz
Mahallelerimiz
Ziyaretçi Defteri
Anasayfa arrow Çarşıbaşı
Çarşıbaşı PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cumartesi, 29 Aralık 2007

İlçemiz Çarşıbaşı'nı Tanıyalım

İLÇEMİZİN TARİHİ

          Çarşıbaşı İlçesi Doğu Karadeniz Bölgesi ' nde Trabzon - Giresun sahil yolu üzerinde , Trabzon ilinin 34 km. batısında kurulmuş güzel bir yerleşim merkezidir .Çarşıbaşı'nın eski adı İskefiye olup 1962 yılında değiştirilmiştir . Bunun yanında , Vakfıkebir ' de kurulan pazara gidecek olan insanların konaklama yeri olduğu için Çarşıbaşı ' na Pazarönü de denilmekteydi .Çarşıbaşı Trabzon ' dan ayrı olarak düşünülemez . Bu bakımdan Çarşıbaşı ' nın Trabzon tarihi içerisinde incelemek gerekir . Zaten Çarşıbaşı Tarihi ' ni aydınlatacak araştırmalar da henüz yapılmış değildir .
         Trabzon ' a ve Çarşıbaşı ' na ilk yerleşenlerin kimler oldukları tam olarak bilinemiyor . Ancak Milet ' lilerin Trabzon çevresine yerleşmelerinden çok önceleri bu yörede yerli toplulukların yaşadıkları , hatta Türk oldukları bilim adamlarınca kabul edilen İskit ' lerin buraya yerleştikleri ileri sürülmektedir .Miletliler ekonomik amaçlarla Karadeniz ' e açılmış , önce Sinop ' ta koloni kurup bundan sonra Doğu Karadeniz ' e doğru gelişmelerini sürdürmüşler , Trabzon ve çevresine hakim olmuşlardır . Miletliler Trabzon ' da koloni kurup etrafınıda kontrol altına almışlardır . Trabzon ' da Milet egemenliği 700 yıl devam etmiştir . Bu süre içerisinde Sinop ' tan gönderdikleri valiler aracılığı ile Trabzon ve çevresini yönetmişlerdir .Miletliler ekonomik amaçlarla Karadeniz ' e açılmış , önce Sinop ' ta koloni kurup bundan sonra Doğu Karadeniz ' e doğru gelişmelerini sürdürmüşler , Trabzon ve çevresine hakim olmuşlardır . Miletliler Trabzon ' da koloni kurup etrafınıda kontrol altına almışlardır . Trabzon ' da Milet egemenliği 700 yıl devam etmiştir . Bu süre içerisinde Sinop ' tan gönderdikleri valiler aracılığı ile Trabzon ve çevresini yönetmişlerdir .
Bundan sonra Pers ' ler Trabzon ' a hakim olmuşlar ve Hellenistik Döneme kadar hakimiyeti ellerinde tutmuşlardır . Hellenistik Dönemin sonunda Trabzon ve çevresi Pont krallığına bağlanmıştır . Daha sonra Romalılar Trabzon ' a hakim olmuşlar ve 395 yılına kadar roma hakimiyeti devam etmiştir . Bu tarihte Roma ikiye ayrıldığı için Tranzon ve çevresi Doğu Roma İmparatorluğu ' nun kontrolü altına girmiştir . Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Trabzon ' un kale dışındaki yerleşim merkezlerine Bayburt üzerinden Çepni ve Yüreğir Türkleri göç ederek yerleşmeye başlamışlardır . Daha sonra Bizans ' ı hakimiyeti altına alan Latinler ' den kaçan bir kısım Rumlar Gürcüler ' den aldıkları yardımla Trabzon ' a gelerek burada Pontus Rum İmparatorluğu ' nu kurmuşlardır . Pontus Rum hakimiyeti Fatih Sultan Mehmet ' in Trabzon ' u fethine kadar devam etmiştir . Pontus Rumları son zamanlarında Akkoyunlular ile yakınlık kurarak güçlenmeye çalışmışlardır . Sultan II. Mahmut zamanında , denizden bir Rus baskınını önlemek , memleket savunmasını kolaylaştırmak amacı ile Trabzon kıyılarına top tabyaları yerleştirilmeye başlanmıştır . Bunlardan birisi de Çarşıbaı ' na kurulmuştur . Bu top tabyalarının görevini tam olarak yerine getirebilmesi için asker ve malzeme yönünden eksikleri giderilmiş ve bu hususta emirler yayınlanmıştır . Bunun yanısıra , devam eden Osmanlı-Rus harbi için bu yöreden asker alınması amacı ile bir emir çıkarılmış ( 1828 ) ve Vakfıkebir ' den 140 kişinin alınacağı belirtilmiştir .
     Tanzimat sonrasında Trabzon vilayet olunca etrafındaki merkezler Trabzon ' dan yönetilmeye başlanmıştır . Çarşıbaşı ise Vakfıkebir ' e bağlanmış ve bu bağlılık uzun süre devam etmiştir .
Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında karadan ve denizden Trabzon ' u muhasara ederek , buradaki Pontus Rum hakimiyetine son vermiştir . Trabzon 'un kısa sürede Türkleşmesi ve müslüman bir şehir statüsüne kavuşması için diğer fethedilen yerlerde uygulanan iskan politikası burada uygulanır . Samsun , Niksar , Ladik , Bafra , Osmancık , Çorum , Tokat ve Torul ' dan Türk aileler getirilip Trabzon ve çevresine yerleştirilir . Böylece Trabzon ve çevresi Türk nüfusunun yerleşimine açılmış olur .Osmanlı Devleti zamanında sancak olan Trabzon ' a etrafındaki yerleşim merkezleri bağlanır . Bu durum Kanuni Sultan Süleyman ' ın tahta geçişine kadar devam etmiştir . Kanuni Sultan Süleyman zamanında Trabzon ve çevresi erzurum ' a bağlanır . Kanuni Sultan Süleyman ' ın vefatından sonra Trabzon Erzurum ' dan ayrılır .16 . ve 17 . yüzyıllarda Trabzon ve etrafındaki yerleşim yerlerinin ekonomik ve sosyal bakımdan iyi bir durumda olduğu görülüyor . Nitekim 17 . yüzyılda Trabzon ' u gezen ünlü seyyahımız Evliya Çelebi " Seyahatname " isimli eserinde Vakfıkebir ve Çarşıbaşı hakkında şunları yazmıştır :

       " Yine kuzeye gidip Kilye ( Kılıta ) kalesine geldik . Bu da trabzon ' un nahiyalerindendir . Gayet mamur köyleri vardır . Tek başına zeamet olup subaşısı vardır . deniz kıyısında bir yüksek tepe üzerinde Ceneviz yapısı eski bir kalesi vardır . Buradan Poruz Burnu ( Yoroz ) kalesine geldik . Bu kale deniz kıyısında kayalık bir durum üzerinde dört köşe şeklinde yapılmış ve küçük bir kale olup dört tarafında mamur köyler vardır . Bir Rum papazı tarafından yapıldığı için Poruz ( Yoroz ) kalesi derler."Birinci Dünya Savaşı ' nda Ruslar ' a karşı açılan Doğu Cephesi ' na Trabzon ' un bir çok yerinden ve bu arada Çarşıbaşı ' ndan da askerler katılmıştır . bu askerlerden bir çoğu salgın hastalıklar ve dondurucu soğuklardan dolayı şehit düşmüştür . Ardından Ruslar ' ın Trabzon ' u işgal etmeleri üzerine burada düşman esareti altında yaşayamayacağını anlayan insanlarımız göç etmek zorunda kalmış ve İzmit ' e kadar olan yerlere gitmişlerdir . Göç etmeyen insanlarımız ise , kendi köyünü düşmana vermemek için direnmişler ve düşmanlar bu köylere girememişlerdir . Göç eden insanlarımızın gittikleri yerlerde açlıkla , salgın hastalıklarla ve kendi topraklarından ayrı kalmanın hüznü içerisinde büyük sıkıntılarla karşılaştıklarını söylemek mümkündür . Çarşıbaşı ' ndan göç eden insanlar geri döndüklerinde medrese ve karakol binası ile diğer yerlerin yakıldığını taş üstünde taş kalmadığını görmüşlerdir .Çarşıbaşı bundan sonra Vakfıkebir ' e bağlılığını sürdürmüş , 1944 yılında bucak olmuş , 01. 12. 1954 tarihinde Çarşıbaşı Belediyesi kurulmuş ve 12. 08. 1991 tahinde ilçe olmuştur .


COĞRAFİ DURUMU
     Çarşıbaşı İlçesi Doğu Karadeniz Bölgesinde Trabzon-Giresun sahil yolu üzerinde , Trabzon İli ' nin batısında yer alan bir yerleşim merkezidir
         Çarşıbaşı İlçesi ' nin doğusunda Akçaabat , batısında Vakfıkebir , kuzeyinde Karadeniz , güneyinde ise Akçaabat ve Vakfıkebir bulunmaktadır
        Arazi yapısı genellikle dağınık ve eğimlidir . Dağlar bazı bölümlerde denize dik , bazılarında ise paralel olarak uzanırlar . Bu dağlar , bazı kısımlarında güney-kuzey doğrultusunda denize akan akarsularla bölünmüş ve vadiler meydana gelmiştir .Akarsular içerisinde en önemlisi İskefiye Deresi olup , birçok akarsuyun birleşmesi ile meydana gelmiştir ve Karadeniz ' e dökülmektedir .Çarşıbaşı ' nın dağları denizden iç kesimlere doğru ilerledikçe yükselmektedir . İlçenin en yüksek yeri 2150 metre yüksekliğindeki Karadağ Tepesi ' dir . Bu yer hem Akçaabat , hem de Vakfıkebir İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır . Bu bölge aynı zamanda Çarşıbaşılı köylülerin yaylası ve dinlenme yeridir . Diğer taraftan ilçenin doğusunda deniz kenarından başlayan Yoroz dağları , güneyinde Şahinli Köyü ' nün batısında kalan Karaorman Dağları , Kaleköy sınırları içinde bulunan Kulus Tepesi ile güneyinde Hıdırnebi Dağları da ilçede bulunan önemli dağlar arasında yer almaktadır
          Çarşıbaşı İlçesi , Karadeniz ikliminin tipik bir örneğini gösterir . Genellikle yazlar orta sıcaklıkta , kışlar ise ılık geçmektedir . Bunun yanında bütün mevsimler düzenli ve yağışlıdır . Çarşıbaşı ile Trabzon yakın olmasına rağmen iklim farklılığı görülebilir . Yoroz Burnu ' na kadar günlük güneşlik olan hava oradan sonra tamamen değişebilir . Bunun terside olabilir . İç tarafta kalan Çarşıbaşı Yoroz ' dan sonra iklimde farklılık gösterir . Çünki Yoroz Burnu ' nun mevkii denize çıkıntılıdır.42 yıl boyunca yapılan sıcaklık ölçümlerine göre , yıllık ortalama sıcaklığı 14.9 derece olarak hesaplanmıştır . En sıcak ay Ağustos olup ortalama 23.2 derece , en soğuk ay ise Şubat olup ortalama 7 derecedir . Don olayları fazla olmayıp daha ziyade Şubat ayında kısmen rastlanır . Nem oranının değeri % 74 civarındadır . Bazı aylarda % 79 ' a kadar ulaşır . En düşük nem oranı Nisan ayında olup % 6 civarındadır . Çarşıbaşında yılın her ayında yağışlara rastlamak mümkündür . Bu bakımdan Karadeniz yağış düzeninin belirgin özelliklerini taşır . Ancak , Karadeniz ' in diğer kıyılarına göre yağışlar bu yörede kısmen bir azalma gösterir . Dağların karayele karşı oluşu engebelerin yüksek olmayışı buna yol açar . Yıllık yağış tutarını mevsimlere göre dağılışında Karadeniz yağış düzeni egemen olmakla birlikte doğu taraftaki merkezlere göre yaz aylarının biraz daha yağışsız geçtiği , buna karşılık ilkbahar yağışlarının daha fazla olduğu görülür . Çarşıbaşı ' nda kıble ya da lodos poyraz ve karayel rüzgarlarına rastlanır . Kafkas Dağları ' nn soğuk rüzgarlara engel oluşu , Doğu Karadeniz Dağları ' nın yüksekliği ve denizin etkisiyle kış mevsimi genellikle ılık geçmektedir . Kıyı kesimlerine daha az , yüksek kesimlere ise daha fazla kar yağar
          İklimin ılıman karakterde bulunması , yağışların fazla ve düzenli olması , kıyıdan itibaren yükselen dağların özellikle karayele karşı bulunması bölgede gür bir bitki ötüsünün oluşmasına yol açmıştır . Eğer orman yok edilmemişse , alt sınırı denşz seviyesinden başlar , 2100-2300 metreye kadar yükselir . Bunlardan 120 metreye kadar olan yerlerde daha çok kışın yapraklarını döken geniş yapraklı ağaçlar ( meşe , kestane , komar , kızılağaç , isfendan , ıhlamur gibi ) , 1200-2300 metre arasında ise iğne yapraklı ağaçlar ( çam ) yer alır . Bu yörede ormanlar denize kadar uzanmaktadır . Bunda yağış ve ısı etkenlerinin önemli rolü vardır . Yerleşme alanlarının dağınıklığı tarım ürünlerinin ekilmesi ormanların çoğu yerde harap olmasına yol açmıştır  Bu bakımdan orman ekim alanları arasında az miktarda kalmış , ancak yüksek yerlerde alanlarını genişletebilmiştir .Yüksek yerlerde yaygın ağaç türleri ladin ve kayındır . Ancak , ormanlarda yetişen değişik türler de vardır . Örneğin Karadeniz köknarı , Şark kayını az ölçüde sarıçam , gürgen , karaağaç , meşe , kızılağaç , kestane gibi .Çarşıbaşı ' nda arazinin yüzde 80-90 arasında engebeli olmasına ve geniş düzlükler bulunmamasına rağmen ekonomik değeri üstün olan tarım ürünlerinin yetiştirilmesi mümkündür . Bölgeden ekilen ve dikilen kültür bitkileri ; kıyıda ve içeride mısır , fındık , patates , fasulye , çay ve çeşitli hububat cinsleridir . Kıyı bölgesi çay ve turunçgillerle sebze tarımına , vadiler ise meyveciliğe elverişlidir . Vadilerde herkesin ihtiyacına yetecek kadar her türlü meyve yetiştirilmektedir.
Çarşıbaşı İlçesi ' nde nüfusa göre yaş dağılımı 0-14 yaş gurubunda erkek nüfus % 55 , kadın % 45 ' dir . 15-64 yaş gurubunda erkek nüfus % 54 kadın nüfus ise % 46 ' dır . 65 ve yukarı yaş gurubunda erkek nüfus % 41 , kadın nüfusu % 59 ' dur .Çarşıbaşı ilçe merkezinin % 13.5 ' i okuma yazma bilmemektedir . % 86.5 ' i okuma yazma bilmektedir . Nüfusun % 21.2 ' si okuma yazma bilmekte , fakat herhengi bir eğitim kurumundan mezun bulunmamaktadır .Çarşıbaşı ilçe merkezinde 12 ve daha yukarı yaşlardaki nüfusun % 88.1 ' i çalışma halindedir . Bu oranın % 60 ' ı erkek % 40 ' ı kadındır . Çalışan nüfusun % 2 ' si 15 yaşın altında , % 98 ' i 15 yaş ve yukarısındadır .Çarşıbaşı ' nın 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 15.506 olup merkez ve mahallelerin nüfusu 6002 ' dir . Köylerin nüfusu ise 9.504 ' dür
         Çarşıbaşı ilçesinde km2 ' ye düşen kişi sayısı Türkiye ortalamasının üzerindedir . İçenin altı mahalle ve onyedi köyü mevcuttur . Bu köyler arasında nüfus yoğunluğu değişik bir durum arz etmektedir . Coğrafi yapıya bağlı olarak dağınık bir yerleşim mevcuttur . Nüfus yoğunluğu bakımından sahil şeridi oldukça kalabalıktır . Burada km2 ' ye düşen nüfus miktarı ile ilçeye bağlı iç köylerdeki km2 ' ye düşen nüfus miktarı arasında farklılık oldukça fazladır . Sahile yakın yerlerde fındık tarımının yapılması ve balıkçılık nüfusun yoğunlaşmasına sebep olmaktadır .
        Genel olarak Doğu Karadeniz Bölgesi ' nin coğrafi yapısı sosyal yapısında etkilemektedir . Arazinin büyük bir bölümünün dağlık ; ormanlı ve tarıma elverişli olmadığı görülmektedir . Ayrıca , ilçede çok çocuk sahibi olma eğiliminin fazla oluşu da gözlenmektedir . Bu durum bölge insanının başka yerlere göç etmesine neden teşkil etmektedir . İlçede göç olayı iç ve dış göç olmak üzere ikiye ayrılmaktadır . İlçe halkı genelde Trabzon ' a göç etmektedir . Ayrıca İzmit , Adapazarı , İstanbul , Bursa , Ankara ve başka şehirlerimizle yurtdışına önemli ölçüde göç ettiği görülmektedir . Göç olayı 17 Ağustos 1999 Marmara ve 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinden sonra geri dönüş başlatmıştır .Köylerdeki nüfusun bir kısmının ilçe merkezine göç etmesi nedeni ile kısmen konut sıkıntısına rastlanmaktaydı . Ancak belediyenin diğer kişilerin kurduğu kooperatiflerle ilçede aileler ve akrabalar arasında aile bağları oldukça güçlüdür . Yörede ailenin en yaşlı erkeğinin aile reisi olduğu bir yapı gözlenmekte birlikte her sülaleninde bir reisi olduğu görülmektedir.Ülke genelindeki eğilime paralel olarak ilçede de büyük aile tipinden çekirdek aile tipine geçildiği az rastlanan bir durumdur.İlçede sosyal etkinlikler pek fazla değildir . Halk plajı , çocuk bahçesi , futbol stadı , park ve düğün salonu mevcuttur . İlçenin turizm tesisi yoktur


İLÇEMİZİN EKONOMİK DURUMU
 
    Tarım : Çarşıbaşı topoğrafik haritasına bakıldığında ziraate müsait topraklar dağınıktır . Tarım İlçe Müdürlüğü ' nün verilerine göre arazi dağılımı şöledir .9528 hektar yüzölçüme sahip olan ilçenin 3720 hektarı     ( % 40 ) tarım arazisi , 2300 hektarı ( % 20 ) orman ve fundalık , 2500 hektarı ( % 26 ) çayır ve meralık , 1000 hektarı ( % 10 ) tarım dışı arazisidir .Çarşıbaşı tarım arazisi yönünden oldukça zengindir . Arazi yapısı dağlık olan yörenin yapısına uygun her türlü tarla bitkisi , sebze ve meyve yetiştirilmektedir . İlçede mısır ekimi yapılmasına rağmen verim düşüktür . Bunun nedeni mısır tarımında geleneksel metodların kullanılmasıdır . Yörede mısır ve fındığın yanısıra çay üretimide yapılmaktadır . Çarşıbaşı ' nda sebzeciliğin ve seracılığın gelişemediği , her ailenn kendi ihtiyacına göre belirli sebze çeşitlerini yatiştirdiği görülmektedir . İlçede , lahana ( kara lahana ) başta olmak üzere , salatalık , domates , marul , biber , patlıcan gibi sebze çeşitleri yetiştirilmekte fakat çoğunlukla aile içerisinde tüketilmektedir . Taze fasulye başta olmak üzere bazı çeşitler az da olsa pazara getirilip satılmaktadır Çarşıbaşında meyvecilik de yapılmaktadır . Armut , elma , erik , kiraz , incir , dut gibi meyveler yetiştirilmektedir . Fakat pazarda satılma imkanı yoktur . Yetiştirilen meyveler aile içerisinde tüketilmektedir . Bu meyvelerden başka karayemiş , turunçgiller gibi ürünlerde yetiştirilmektedir .
       Hayvancılık : İlçenin kırsal ekonomik yapısını ülkenin ve bölgenin genel ekonomik yapısından soyutlamak imkansızdır . İlçede ekonomik faaliyetlerin ağırlık noktasını hayvancılık ve balıkçılık oluşturmaktadır . Tabii şartlar , yeryüzü şekilleri , yükseklik ve iklim faktörleri kıyıdan içeri doğru gidildikçe ekonomik faaliyetlerin ağırlık noktasının tarımdan hayvancılığa geçmesine sebep olmuştur . İlçede büyükbaş hayvanlardan sığır , küçükbaş hayvanlardan koyun ve keçi , kanatlılardan tavuk bunların yanısıra fazla olmamakla birlikte arıcılık da yapılmaktadır .
Su Ürünleri : İlçenin sahil kesiminde kurulmuş olması nedeni ile halkın geçim kaynaklarından birisinide su ürünleri oluşturmaktadır . İlçede 40 ' a yakın büyük , 80 civarında küçük balıkçı teknesi bulunmaktadır . Bu yolla geçimini sağlayan aile sayısı bir hayli fazladır . Son yıllarda balıkçılıktan deniz salyangozu avclığına yönelme görülmektedir . Çarşıbaşı ilçesi deniz ürünleri ve balıkçılık konusunda oldukça zengin bir potansiyele sahiptir . Balıkçılık konusunda Doğu Karadeniz ' in merkezi konumundaki Çarşıbaşı ' nda Karadeniz ' de bulunan bütün balık çeşitlerini avlamak mümkündür . Cırnık ( kamarasız ) ve Alimetre ( kamaralı ) kayıklar tarafından yapılan olta ve ağ avcılığı ile mevsimine göre Mezgit , İstavrit , Palamut , Lüfer , Çinekop , Sarkan , Kalkan , Barbon , Kefal , Tirsi , İzmarit gibi balık çeşitleri ile büyük balıkçı motorları ile Hamsi avlanmaktadır . İlçede günlük tüketilen  balıklardan almak için çevre il ve ilçelerden Çarşıbaşı ' na gelip balık alanlara sıkça rastlanmaktadır
Sanayi : Çarşıbaşı ilçesi yeraltı zenginlikleri bakımından fakirdir . İlçede su ürünlerini değerlendiren bir balık unu ve yağı fabrikası ile deniz salyangozu işleme tesisi bulunmaktadır . Bu fabrikalardan balık unu ve yağı fabrikası yılın belli aylarında Hamsi işlemesi yapar , yağ ve un elde edilir . Diğer tesiste ise deniz salyangozu işlenerek , paketlenmiş halde Uzak Doğu ülkelerine ihraç edilir . Bunların dışında keşan dokumaclığı , doğramacılık , demircilik , bakırcılık , oto tamirciliği , kunduracılık , radyo tamirciliği gibi faaliyetlerde yapılmaktadır . Fakat bu işletmeler daha çok küçük işletmeler halindedir .
Ulaştırma : Çarşıbaşı Trabzon-Giresun devlet karayolu üzerinde olup , yaz kış ulaşıma açıktır . İlçenin il merkezine olan uzaklığı 34 km. dir . İlçeye bağlı bütün köylerin yolları mevcuttur . Ancak yolların bir kısmı standartlara uygun değildir . Çarşıbaşı ' nın köylerle bağlantısını sağlayan en önemli yolu Yavuz grup yoludur . Bu yol 17 km. uzunluğunda olup , 16 köy ile bağlantısı vardır . Yavuz grup yolu 1990 yılı Haziran ayında meydana gelen sel felaketi sonucunda büyük zarar görmüştür . Yollar bozulmuş , köprüler yıkılmıştır . Bu köprülerin bir kısmı yapılmış , yollar ise düzeltilmiştir . Yavuz grup yolunun 12 km.lik bölümünde asfalt çalışması yapılmaktadır .
Turizm ve Tarihi Yerler : Çarşıbaşı ' nın arkeolojik eserleri yok denecek kadar azdır . Buna karşılık , tabii yeşillikleri , sahili , yaylaları bir turizm potansiyeli olarak karşımıza çıkmaktadır . Yayla şenliklerine en güzel örneği Kaldırım yaylası şenlikleri oluşturur . Bu şenliklerde vatandaşlarımız horonuyla , kemençesiyle güzel bir beraberlik oluşturur .Turistler açısından bir değeri olmasa bile yerli halkın ziyarete gittiği yerlerden biride Şehit Mezarı ' dır . Serpil Köyü ' nde bulunan mezar , selden sonra aynen kalmıştır Fakat mezarın üst kısmında bulunan çay ocağı , dükkan , şadırvan , Kur ' an Kurs camii , değirmen yıkılmış , yıkıntılar mezarın da üstünden geçerek sahile doğru yol almıştır . İlginç olan kısım ise , mezarın çiçeklerinin bile aynı kalmasıdır . Sadece başlıklar gitmiştir .Halkın derde deva diye ziyaret ettiği yerlerden biri de Balbal ' ın Ziyareti diye bilinen yerdir . Burada da bir mezar vardır . Mezarda kimin yattığı bilinmemektedir . Halkımızın inanışına göre , çocuğu olmayanlar için , konuşamayanlar , yürüyemeyen çoçuklar için şifa kaynağıdır . Mezarın yanında küçük bir dere akar . Derenin ve mezarın çevresinde yedi ayrı noktadan su çıkmaktadır . İnsanlar hastalıkları için bu sudan içmekte ve yakınmaktadırlar . Bunun zamanı vardır . Ay yeni iken halkın deyişi ile yeni ayın ilk ve ikinci Çarşamba ' sı buraya gidilir . Balbal ' ın Ziyareti de bugün eski önemini kaybetmiştir

İLÇEMİZİN KÜLTÜREL YAPISI
 
 Yöremizde diğer yörelerden en çok farklılık gösteren düğün geleneğimizdir . Otuz yıl öncesinde düğün için tanıdıklara şeker ve ekmek verilerek davet edilirdi . Davet işini kız tarafı yapardı . Düğün eğlencesi çarşamba gecesi kız evinde kına gecesi ile başlardı . Kına gecesine kızın arkadaşları , komşular , erkek tarafıda giderdi , damat götürülmezdi . Çeyiz asma işi çarşamba günü yapılır , aynı gün davulla çeyiz toplanırdı . Kına gecesinde eğlence olur , oyunlar oynanırdı . Hediye toplama işi eğlence arasında isim çağırarak yapılırdı . İsmi çağrılan kişi gelinin yanına giderek hediyesini verirdi . Hediyeler genellikle çamaşır , mutfak eşyası ve nadiren para olurdu . Gelinin eline kına koyma işlemi yapılırken , kınanın içine para konulurdu . Bu parayı genellikle kaynana koyardı . Ancak , kaynana çift nikahlı ise bu işi başkası yapardı . Perşembe günü damatın kapısında eğlence olurdu , aynı zamanda yemek verilirdi . Bu eğlenceye gelin katılmazdı . Akşama doğru gelin süslenen atla alınır , yeni evine doğru giderdi . Eve gelen çift kapıda bekletilir , gelin asma kırardı . Asma dalını üç yerden birbirinden ayırmadan kıran gelinin uğurlu olup olmadığı denenirdi . Kırılan dal tekrar filiz sürerse gelinin uğurlu olduğuna inanılırdı . Sahana su konularak evde kimin sözünün geçeceği belirlenirdi . Sahana kim vurup suyu dökerse hakimiyet ondaydı . Ayrıca , gelin eve girerken yüksekten başından aşşağıya buğday , şeker ve para atılırdı . Nedeni ise eve bereket yağmasını sağlamaktı . Bu olaya " darı saçma " adı verilirdi . Geçmişten bugüne değişmeyen tek gelenek silahların duyulan sesidir . Düğünün başlangıcından bitimine kadar kemençe sesi ile birlikte duyulan en güzel ses Çarşıbaşılı için silah sesidir . Silahsız ve kemençesiz düğün düşünülemez ve yapılamaz . Düğünün güzelliği v zenginliği nerede ise silah sesleri ile ölçülür
Günümüzde düğünler davul , saz , kemençe eşliğinde yapılır , her düğünde mutlaka horon oyunu oynanır . Orta denen bir adet vardır , yörede herkesçe tanınan , iyi konuşabilen bir kişi spiker olarak görev yapar . Eğlence başladıktan bir iki saat sonra masa başında oturan gelinle damatın yanına gelir , isim söyleyerek tek tek herkesi hediye vermeye çağırır . Hediyeler verilirken , spiker ne olduğunu ve miktarını oradakilere duyurur . Sonra gelin ve damat birbirlerine hediyelerini verirler Spiker toplanan parayı oradakilere duyurur . Orta olayından sonra eğlence devam eder .
Bugün ilçemiz merkezinde ve köylerimizin birkaçında Sağlık Ocağı vardır . Ancak doktor sorunu son yıllarda had safhaya çıkmıştır . Herhangi bir hastalık durumunda doktora başvurulur . Doktorların yanında " kocakarı " ilacı adı verilen eskiden kalma , yaşlılardan görülen , duyulan tedavi şekilleride uygulanır . Bu tedaviler nedense daha çok bebek rahatsızlıkları ile ilgilidir .Yeni doğan bebek sarılık olursa banyo suyuna sarı altın , mısır , sarı yayla çiçeği atılır . Eskiden bebeğin yanına sarı renkli birşey yaklaştırılmazdı , sarılık olmasın diye . Günümüzde ise sarı giydirilir , sarı tülbent örtülür ki sarılık çabuk geçsin diye . Bebeğin üzerinden bir şey geçirilmez büyüyüp gelişmez diye . Bebek 40 günlük olmadan eve balık et sokulmaz , bebeğin basılacağına , büyüyemeyeceğine inanılır .40 ' ı dolmamış iki bebek aynı odaya getirilmez , birbirlerine basacaklarına yani büyümelerine engel olacaklarına inanılırdı .Bebeklerin biraraya gelmeleri zorunlu ise anneler bebekleri kucaklarına alarak , birlikte üç kere eğilip kalkarlar böylece basma olayı engellenir .
Zayıf ve çelimsiz olan , yaşıtlarına göre gelişmeleri yetersiz olan bebekler , çocuklar ay yeni iken bir kürel içine oturtularak aya doğru uzatılır ve şöyle denirdi : " ay ay , ya al , ya iyi et " . Yani bu çocuk ya ölsün , ya iyilrşsin , büyüsün . Günümüzde ise bu unutulmaya yüz tutmuştur .Bebekler yürümeye çalışırken doğal olarak ufak tefek kazalar geçirirler , kendi kendilerine zarar verirler . Bunu önlemek için bir süpürge alınır , çocuğun başından üç kere döndürülüp , dolandırılarak camiye bağışlanır . Bu gelenek azalarak sürmektedir . Zamanında yürümeyen çocukları Mayıs 7 ' sinde cinsinden olmayan birisi denizde yıkar , çocuk yürür , hala yapılmaktadır . Yine yürümeyen çocukların iple ayakları birbirine bağlanır . Cuma günü camiden çıkan ilk kişiye bu ip kestirilir . Ya da iki sınırda birden kökü olan bir diken bulunur , çocoğa dua okunarak , üç kere dikenden geçirilir veya üç sabah erken tavuk foluna çocuk götürülür . Günümüzde bunların hala yararlı olduğuna inanılır
Çarşıbaşı ilçesinde eskiden beri bol miktarda mısır yetişmektedir . İmece yani yardımlaşmanın , dayanışmanın yoğun olduğu dönemlerde mısırın soyulma işleminden sonra " sivi " adı verilen bir oyun oynanırdı . Soyulan mısırların burçakları örülerek ip haline getirilirdi . Orada bulunanlar burçakların etrafında halka halinde toplanırlardı . Örülen ip kişinin elinde bulunurdu . Halka halindeki insanların arkasında dönen kişi ipi farkettirmeden birinin arkasına bırakırdı . Halkayı dönmeye devam eden kişi ipi bıraktığı yere gelene kadar ip , arkasındaki kişi tarafından farkedilmezse onu alarak o kişiye vururdu . Halkadaki kişi ipi farkedip alırsa ayağa kalkarak bırakanı kovalamaya başlardı . Yakalanmadan boş kalan yere oturusa o kişi kurtulurdu . Oturamaz ve yakalanırsa siivi denen iple o dayak yerdi . Halkadaki diğer kişiler vurana yardım ederdi . Mısır soyma işinin bitimi eğlenceli bir şekilde kutlanmış olurdu .Çarşıbaşı ilçesinde önceleri çokca da soğan yetişirdi . Soğanla ilgili şöyle bir olay anlatılır . " Dışarıya okumaya giden Çarşıbaşılı bir öğrenci yatılı okulda hastalanır , hiçbir şey yemez . Arkadaşlarından biri ona şeker getirir . Yanında Çarşıbaşılı olan ve hastalığında ona bakan arkadaşı şöyle de : " Nar gibi soğanı yemedi de taş gibi şekerimi yiyecek ?" daha sonraları bu espri olarak yerleşir .
Kalandar : Yöremizde çocuklar , gençler tarafından eğlence kabul edilen ve hala devam eden geleneklerden biriside " kalandar " eğlencesidir . Rumi takvime göre yılbaşı gecesi kabul edilen 14 Ocak gecesi gençler uzun bir sopanın ucuna torba ve zil bağlarlar . Karanlık olduktan sonra mani söyleyerek evlerin kapılarını çalarlar . " Gece geldim kapınıza / Selam verdim yapınıza / Selamımı almazsanız / Daha gelmem kapınıza " diyerek açılan kapıdan zil ve torbayı uzatırlar . Ev sahibi kim olduğuna bakmadan torbaya fındık , meyve ve para koyar . Gençler o gece hem eğlenir , hem yiyecek , para toplarlar . Kalandar gecesinin sabahı hiç kimse başka bir eve gitmez , Çünki o evde o yıl olacak bütün terslikler o kişiden bilinir .
Hıdrellez : İlkbaharın ilk günlerinde toprağın canlandığı 6 Mayıs tarihinde insanlar piknik yerlerine giderek eğlenir . Halkın bazı inanışları vardır . O gün anahtarla kapı açılmaz , açılırsa o ailede doğacak çocukların tavşan dudaklı olacağına inanılır . Değirmen çevrilirse sürekli başını sallayan bebekler doğar diye bilinir. Bütün bu terslikler olmasın diye halk toprağa kabak veya başka bir çekirdek eker . Ekerken herhangi bir araç kullanılmaz . Şöyle der : " Bütün terslikler burada kalsın "
20 Mayıs : Yöremizde Mayıs 7 ' si olarak anılır . İnsanlar eğlenmek amacı ile kayıklarla Beşikdüzü civarındaki Dilek Taşı ' na giderler . İnsanlar Dilek Taşına para atarlar , dilekte bulunurlar . Sara olarak bilinen hastalığa tutulmuş olanlara kayıkla yedi dere ağzı gezdirilir . Bazı hastalar iyileşir ümidi ile aniden denize atılırlar . Halk bu tarihte tüm hastalıkların dermanının denizde olduğuna inanır . Hastalığı olanlar denize girerek yıkanırlar

 
Mahalle ve Köylerin Hane Sayısı       
Mahalle ve Köyün Adı                                Hane Sayısı    1997 G.N. Sayısı       
1. Burunbaşı Mahallesi                                55            
2. Büyükdere Mahallesi                                65            
3. Çarşıbaşı Mahallesi                                  73            
4. Kerem Mahallesi                                        68            
5. Salova Mahallesi                                        72            
6. Zeytinlik Mahallesi                                      63            
6 Mahalle GENEL TOPLAM                           396    7128       
7. Çallı Köyü                                                        25    147       
8. Erenköy Köyü                                                  17    270       
9. Fener Köyü                                                    121    997       
10. Gülbahçe Köyü                                             45    200       
11. Kadıköy Köyü                                               133    910       
12. Kaleköy Köyü                                                89    500       
13. Kavaklı Köyü                                                85    699       
14. Kovanlı Köyü                                                69    591       
15. Küçükköy Köyü                                            36    163       
16. Pınarlı Köyü                                                    80    320       
17. Samsun Köyü                                                51    208       
18. Serpil Köyü                                                    67    350       
19. Şahinli Köyü                                                104    468       
20. Taşlıtepe Köyü                                            20    355       
21. Veliköy Köyü                                                      47    293       
22. Yavuz Köyü                                                142    2228       
23. Yeniköy Köyü                                           68    513       
Köy GENEL TOPLAM                                                                             9212  
    
GENEL TOPLAM                                                                                     16340    

Son Güncelleme ( Cumartesi, 29 Aralık 2007 )