Yavuz Köyü Web Sayfası - Çarşıbaşı - Trabzon

Trabzon - Çarşıbaşı - Yavuz Köyü Web Sayfasıdır.

Çarşamba, 08 Ekim 2008
Ana Menu
Anasayfa
Tarihimiz
Coğrafi Durum
Linkler
Galeri
Okullarımız
Camilerimiz
Muhtarlarımız
Yetiştirdiklerimiz
Sağlık Ocağımız
Derneklerimiz
Sözlüğümüz
Mahallelerimiz
Ziyaretçi Defteri
Anasayfa
Yavuz Köyü Üstüne-2 PDF Yazdır E-posta
Yazar ErkanDağ   
Perşembe, 31 Ocak 2008
YAVUZKÖYÜ TARİHİ
YAVUZKÖYÜ TARİHİ


Köy tarihi ile ilgili yazılı kaynak maalesef yok yada araştırılıp açığa çıkarılmamıştır. Var olan kaynaklar genellikle yakın tarihli yada sözlü tarihten aktarılmış bilgiler.
Osmanlı devleti döneminde köy Vilayeti Çepni denen bölgede Kürtün Zeameti içinde yer alır. Buda bölgenin Trabzon’un fethinden önce ele geçirilmiş olduğunu ortaya koyar.Zira Kürtün 11.yy. da Çepniler tarafından alınmıştır. Çepniler, Harşit vadisi boyunca sahile inerek yöreyi fethetmiştir.Osmanlı fethinden sonra 1515 e kadar 55 yıl Görele ye kadar olan bölge Akçaabat(akçaova) nahiyesine bağlanmıştır. 1515 den sonra ise bugünkü Akçaabat sınırından itibaren Kürtün Zeametine bağlanmıştır. Kürtün zeameti (kazası) Doğuda Akçaabat nahiyesi batıda Çepni (Giresun) kazası Kuzeyde Karadeniz Güneyde ise Torul ile çevrilidir.Köy bu dönemde muhtemelen Görele ye bağlıdır.1809 da Vakfıkebir Trabzon sancağı merkezine bağlı nahiye olmuş 1874 de ise kaza yapılmıştır.Köyümüz bu dönemde doğrudan daha sonra ise Çarşıbaşı nahiyesine bağlı olarak Vakfıkebir’e bağlanmış, Çarşı başının ilçe olması ile de buraya bağlanmıştır.
Evliya Çelebi Çarşıbaşı yöresi ile ilgili Seyahatnamesinde. ‘’Yine kuzeye gidip Kılye (gilida) kalesine geldik. Buda Trabzon’un nahiyelerindendir. Tek başına zeamet olup tek başına subaşısı vardır.Ceneviz yapısı eski bir kalesi vardır.Gayet mamur köyleri vardır.Buradan Poruz (yoroz) kalesine geldik.Bu kale deniz kenarında kayalık bir burun üzerinde yapılmış olup…Dört tarafında mamur köyleri vardır.’’diye yazar.
Köyün Türkler tarafından iskanı ile ilgili bir tarih vermek zor ancak ilk yerleşimin tahminen 12 yy dan sonra 1200-1300 tarihlerinde olduğu söylenebilir.
Köyde Rum varlığıyla ilgili yer isimleri dışında belirgin bir kalıntı ya da söylence yoktur. Eğer varsa bile Mübadeleden çok önce köyü terk etmiş olmalılar

KÖYÜN ADI HAKKINDA

Köyün adı Saveriksa yada Savarka dır.İkincisi muhtemelen yanlış yazılmıştır. 2,meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Fırkası yer isimlerini Türkçeleştirme çalışmalarına başlamış Vakfıkebir yöresinin listesi hazırlanmıştır. Bu listede savarka adı yerine yavuz adı önerilmiştir. Liste 15.02.1329 (28.02.1915) de il meclisi tarafından onaylanıp Dahiliye Nezaretine gönderilmiş Dahilliye Nezareti de listeyi onaylamıştır. Böylelikle köyün adı 1915 ten sonra Yavuz köyü olmuştur. Ancak hemen akabinde çıkan cihan harbinde karışıklık olmasın diye bu kararın uygulaması ertelenmiştir.1929 da yapılan yeni çalışmada Vakfıkebir ilçesi listesi 1915 teki haliyle yeniden kabul edilmiştir.
.
Saveriksa yada Savarka adının anlamı bugüne kadar bölge ile ilgili hiçbir kaynakta geçmemektedir.1915 deki çalışmada ne anlamı nede kökeni tespit edilebilmiştir. Maçka Yazlık Köyünün de saveriksa diye bir yaylası vardır.
Kelime ile ilgili üç ihtimal söz konusu. Birincisi arkaik dönemden kalma olmasıdır ki en kuvvetli ihtimal budur.Luvice Halibce yada başka kayıp bir dilden kalmadır.Yöredeki belirsiz bir iki yapı ve komşu Haldondoz ismi bunu doğruluyor gibi.Anadolu‘nun ilkel putlarından biri olan fırtına tanrısı haldi adına pek çok isim türetilmiştir.Avakli ile ilgili bir söylencede burada bir put olduğu analatılır. Bu aynı zamanda köyde ilk yerleşimin Hıristiyanlıktan önce olduğunu da gösterir.Ayrıca Bilge UMAR ın açıkladığı Luvice yerleşim adlarına benzerlikte dikkate değer.
İsim bölgeye yerleşen Osmanlı öncesi yerleşen Türklerden kalma olabilir. Bölgeye Sabir (hazar) Türkleri yerleşmiştir.Sabir kelimesi yörede pek çok farklı şekilde söylenmiştir.Bunlardan biride Savr dır.Saveriksa yada savarka kelimelerinde savr kökü açıkca görülebiliyor.
Üçüncü ihtimal Saveriksa adının Rumca olmasıdır. Ancak yerli Rumcamı yoksa yunan Rumca sı mı bilemiyoruz.1915 deki çalışmada kökeni belirsiz olarak gösterilmiştir.

 

TARİHİ ESERLER

Köyümüzde eski dönemlere ait çok az tarihi eser bulunmaktadır. Bunların en bilineni Kaldırım yaylasının altındaki Gavur İskelesidir. Burada ki basamakların doğal mı yoksa insan yapısı mı olduğu tartışmalı olsa da, insan yapımı olduğu daha yaygın bir görüştür.Çünkü vadinin üstü bir kubbe şeklinde örülmüş önü de büyük kaya parçaları koymak suretiyle kapatılmıştır.Ne amaçla yapıldığı tam olarak bilinmese de yaygın rivayet buraya Trabzon Rum Devletinin hazinesinin gömüldüğü şeklindedir.Bu doğruluğu oldukça şüpheli bir ihtimaldir.Tarih kısmında belirtildiği gibi burası Trabzon’dan önce feth edilmişti.Her ne kadar Akçakale 6 ay daha bir Rum komutan tarafından savunulduysa da sadece kale içine kısılıp kalmışlardı.Kuşatmayı yarıp buraya bir şey getirmiş olamazlar.Benim tahmin burada Sümela manastırı benzeri bir yapı olduğudur.Zira hemen yakınında taşa oyulmuş küçük bir oda vardır.Bu tür yerleri keşişler inzivaya çekilmek yada saldırılardan korunmak için kullanırlardı. Bu bölgenin adı olan Arengelos’da ki –gel (kel) kelimesi keşiş odası demektir
Kale: Burası kale diye adlandırılsa da aslında bir kale değildir.yalçın bir kaya parçası üstüne oyulmuş çeşitli boyutlarda küçük havuzlardan oluşmaktadır.Burası muhtemelen bir çeşit ayazma yada tapınaktır.
Kayıktaş: Bu tepe hemen köyün yukarısındadır.Üstünde eski bir binanın temelleri vardır.Birkaç yıl önce meraklı gençler binanın horasan harcıyla yapılmış temellerini ve kayanın üzerinde bir mezarı ortaya çıkarmışlardı.Söylencede yöre deniz altındayken Hıdırnebi ve Kaldırımda yaşayan insanlar bu tepeye kayıklarını bağladığı için bu ismin verildiği anlatılır.Bu durum jeolojik verilere aykırıdır.Zira Bölge deniz altından yükseldiğinde henüz insanoğlu yer yüzünde değildi. Karadeniz büyük bir iç gölken insanlar bugün deniz altında olan bazı yerlere yerleşmiş daha sonra İstanbul boğazı açılıp deniz yükselince daha yükseklere çıkmışlardır. Kanaatimce burada manastır yada kale benzeri bir yapı vardı.İsmi ise kaymak fiilinden gelmiştir.Buradan büyük bir kayanın kopup köyün içine yuvarlandığı bilinmektedir.Mevcut kayaların bazıları da yerinden kaymış gibi durmaktadır.
Oturak(oturacak) Taşlar: Arengelos ta eski yayla yolu üstünde bulunan bu taşlar iki tanedir.Yada bir tane iken unutulup diğeri onun adıyla anılmıştır.Biri Arengelos suyunun birkaç yüz metre aşağısındadır ki meşhuru da budur yayla yolcuları yükleriyle yaslanıp dinlenirlerdi.Bu yüzden Oturacaktaş denmiştir.Diğeri hemen suyun yanında büyük kayınların (gürgenlerin) dibinde yolun üstündedir.Üzerine bölgenin haritası kazınmıştır.Birkaç yıl önce ortaya çıkan bu taş yol çalışması sırasında tekrar hafriyat altında kalıp kaybolmuştur.
Bunların dışında köyde büyük selde yıkılmış bir taş köprü vardı. Üzerlerinde kilise olduğu söylenen üç tepe vardır. Buralarda herhangi bir yapı kalıntısı yoktur.
Kıranda Birinci dünya savaşından kalma bir şehit mezarı vardır.
Avakli da büyük bir dibek taşı vardır. Yine söylenceye göre Avakli da büyük bir put heykeli varmış.Bir şeyh yada keşiş onu dereye yuvarlamış köylüler geçe halatlarla çekerek eski yerine getirmişler.Sonrada bu durumu onun tanrılığının delili diye şeyhe göstermişler.Şeyh sırtlarındaki ip izlerinden bu işi onların yaptığını anlamış.Putu kırıp onları cezalandırmış.
Birkaç yerde çok eski sahibi bilinmeyen bazı mezarlar bulunmuştur.Bunlar bize yerleşimin eskiliği hakkında kısmen bir fikir verebilir.

Yorumlar (1)add feed
... : HAVİ
BENİ KÖYÜMÜN YAĞMURLARINDA YIKASINLAAAAAAAAAAAAAAAAAAR

Haziran 23, 2008
Yorum Yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
Son Güncelleme ( Perşembe, 31 Ocak 2008 )
 
< Önceki