|
YAVUZKÖY SÖZLÜĞÜ A ABA : Abla ABLAK : Yuvarlak yüz şekli. ACA : Acaba ACANS : Televizyon ve radyoda haberler. ACISU : Maden suyu ADAM : Koca ,eş. AFGURMAK :, 1-Havlamak. 2-Boş boş konuşmak(argoda) AGA : Ağabey AGACUK : Küçük çocuklara söylenen bir hitap şekli. AĞIRŞAK : İp eğirirken ereceğin ucuna takılan, koni şeklinde , ağaçtan yapılan araç. AĞU : 1-Zehir. 2-Yörede yetişen pembe çiçekli ,çalı şeklinde bitki.Orman gülü ,komar . AHA : 1-İşte burada 2-Yok anlamında kullanılan ve elin yumruk yapılıp karşıdakine gösterilmesiyle beraber söylenen sözcük.(argoda) ARKURİ : Düz yol yada yamacı çapraz gitmek. ALACA : Karışık renk AL AŞAĞI : 1-Horonda bir figür 2-Aşağı indir ALİŞTIRMAK : Ateşi tutuşturmak ALETİRİK : 1-Elektrik. 2-El feneri. ALİŞMAK : 1-Tutuşmak ,yanmaya başlamak. 2-Bir yer ya da olayı benimseyip kabullenmek. ANALİS ETME : Çok kirli elbiseleri yıkamadan önce suda bekleterek yumuşatma. ANCA : Şimdi. ANİS : Yüksek kesimlerde yetişen bir bitki türü. ANDER : Değersiz,işe yaramaz. ANDER GALSIN : Olmaz olsun anlamında bir kızma sözcüğü. ANGONA : Zehirsiz kısa boyda bir yılan türü. ANKMAK : Birisini ya da bir olayı konuşmak. ARETMEK : Utanmak. ARMA : Bel ve göğse takılan fişeklik. AŞANA : Eski evlerde mutfak ve oturma odası olarak kullanılan bölümde tahta üstü. AŞLAMA : Aşılanmış fidan AŞLAMAK : 1-Su katmak. 2-Aşılamak. 3-Eski çorapları örerek tamir etmek. ATMA ÇÖMBER : Başörtüsünün bütün şeklinde başa atılıp kenarlarının çene altından dolaşıp başın üst tarafında yana gelecek şekilde bağlama şekli. ATMA TÜRKÜ : Bir anda, akla gelen şekilde söylenen yöresel türkü. AVARA : İşsiz, boş. AVARA ETMEK : İşini yapmasına engel olmak. AĞLANMAK : Zehirlenmek. AĞUZ : İnek doğurduktan sonra ilk sağılan süt ve bu sütten yapılan bir yiyecek türü. AYAKDAŞ : Birlikte yolculuk edilen kişi. AYAM : Hava durumu. AYITLAMA : Bahçe işlerinde küçük mısır fidanının köklerini toprakla besleme. B BAĞCE : Bahçe BAĞA : Bana BAĞLANMAK : Cinsel ilişkiye girememek. BAKRAÇ : İçinde yoğurt, süt taşınan bakırdan yapılmış ,kapaklı ,tutmak için sapı olan küçük kap. BARTEN : Pis kokan 20-30 cm kadar boylanabilen bir bitki. Yaş olarak hayvanlara yedirilirse zehirler. BASUKLUK : Hastalık. BAŞAK ETMEK : Fındıklar toplandıktan sonra geride kalanları toplamak. BAYTAR : Veteriner. BEL BAĞI : Kuşağın altından görülecek şekilde bele bağlanan ,ince ,parlak renkli ,ucu püsküllü bir aksesuar. BELLEME : Tarlayı bel ile işleme. BEŞ DAŞ : Beş taş oyunu. BEZLEME : Saçta pişirilen ince yassı ekmek. BİÇKİ (BIÇKI) : Odun kesmeye yarayan testere Bİ DİMLA : Az , biraz. BİLE : Beraber, birlikte BİLEGİ : İçinde mısır ekmeği pişirilen taş blok. BİTİGE : Küçük, az. BOSTAN : Salatalık, hıyar. BOCEG : Böcek BOLAKİ : İsterim ki ,dilerim ki. BOLAŞUK : İnsanları birbirine takan ,aralarını bozan kişi. BUMBUR : Yaban arısından daha büyük, bir tür kanatlı böcek. BULDUR : Geçen yıl. BUYMAK : Çok üşümek. C CABULA : Ayakkabı. CAMPİL : El feneri ampulü CAPLAMA : İnce, uzun tahta. CELEPÇİ : Hayvan alım satımı ile uğraşan kişi. CEYRAN : Elektrik. CÖMAAT : 1-Topluluk. 2-Bir sorunu halletmek için toplanmış, bilirkişilerden oluşan grup. CÜMBÜŞLÜ : Eğlenceli, komik. CİFİN : Yükseklerde yetişen orman çiçeği Ç ÇALBARA : Geniş ve yayvan tencere. ÇAĞIRMAK : Yüksek sesle bağırıp seslenmek. ÇAPUT : Eski bez parçası. ÇARNAK : Fasülye yada ot asmaya yarayan bol dallı ağaç . ÇAZİ : Cadı. ÇEGELİK : Yağsız peynir, çökelek ÇEKME : Kızı zorla, isteği olmadan kaçırmak. ÇELİK : Eskiden oynanan bir tür oyun. ÇENTİK : Ahşap üzerine yapılan kısa çizgi yada işaret. ÇETEN : İçine mısır konulan ince çubuk veya tahtadan yapılan ambar. ÇINGIL : Ağaç çekmeye yarayan demir çivi. ÇİLLENMEK : Patates ya da çeşitli tohumların çimlenmesi. ÇİMMEK : Yıkanmak, banyo yapmak. ÇİNGAN : Çingene ÇİSE : İnce yağmur. ÇİVİT : Çekirdek. ÇÖMBER : Başörtüsü. ÇOLBAZ : Beceriksiz. ÇUL : 1-Yöresel olarak battaniye ve örtü olarak kullanılan bir dokuma çeşidi. 2-Elbise . ÇÜRÜK AYI : Orak ayı, 14 temmuz 13 ağustos arası. D DALMAK : 1-Kedi köpek gibi hayvanların ısırması. 2- Bir kızı,taciz etmek, sarılmak sarkıntılık yapmak, DALAŞMAK : Kedi, köpek gibi hayvanların birbiriyle kavga etmesi. DALEVERA : Hile, kurnazlık. DANA : 1 yaşına kadar olan sığır yavrusu. DASTAR : Yere serilen veya örtü olarak kullanılan bir dokuma çeşidi. DAYIMUU : Dayı oğlu. DEHLEMEK : At eşek gibi hayvanları yürütme sözü. DİYEZE : Teyze DIŞARIŞERLİ : Büyü ve cinler etkisiyle olduğuna inanılan olaylar vb. DÜBEK : Mısır dövmeye yarayan içi oyuk taş. DİLLi : Çok konuşan. DİNELMEK : Ayakta durmak. DİRLUK : Varlık. DİRLUKLİ : Varlıklı, düzenli, cömert. DİZME : Ahşap evlerin içindeki tahta bölme. DOĞAN : 1 -Yırtıcı bir kuş. 2- Tarla bellemede kullanılan bellerin tutmaya yarayan baş kısmı. DONANMA : Silah atarak ilerleme. DUMAN : Sis. DÜMBİ : Yüksek yer. E EHİL : 1-İşten anlar. 2-Evcil. EHYA : Gübre. EKSERİ : Daha çok. ELE VURMA : Bahçe işlerinde yabani ot koparma. ELİĞUN KÖRÜ : Kızınca söylenen bir söz. EMEK ETMEK : Çalışmak, uğraşmak. EMİCA : Amca. EMİCEMUU : Amca oğlu. ENİŞ : İniş, bayır aşağı. ESSE : Doğru, gerçek. EKSi : Ucu yanan ya da közlü odun parçası. EŞEK : Odun kesmede kullanılan, çapraz çakılmış odunlardan yapılmış araç. EŞKA : Gölge. EVETLEMEK : Acele etmek. EVZA : Kibrit. F FELENK : Kaldıraç FERUK : Piliç. FİSTAN : Kadın elbisesi. FODİK : 1-Çukur 2-Fodik oyunu FOL : 1-Kuş yuvası. 2-Tavuğun yumurtlama yeri . FOLLUK : 1 -Tavukların görmesi için bırakılan yumurta. FURUN : Fırın FURU GURUSİ : Fırında kurutulmuş mısır. G GABOT : Ceket, mont. GALANDAR : 1-Evlerin kapısına gidilerek görünmeden, sırıklarla yiyecek toplanan özel gece.2-14 ocak 13 şubat arasındaki ay. GALUK : Evde kalmış, evlenmemiş. GANCIK : Dişi köpek , kedi gibi hayvanlar. GANGEL : Viraj GAP : 1-Kap.2-Tabak ,çanak vb mutfak eşyası.3-Bulaşık GARA AĞAÇ : Kara ağaç. GARAĞU : 1-Dalları çekmeye yarayan eğri uçlu çubuk. GARA TAVUK : Siyah renkli 15-20 cm uzunluğunda bir kuş. GARDAŞ PAYI : Eşit pay. GASUK : Kasılmış. GAVARA : Gaz çıkarmak. GAVİ : Sağlam, dayanıklı. GAYBANA : İşe yaramaz, hayırsız. GAYDE : Ezgi, türkü. GAYNATA : Kayınpeder. GAZEL : Yere dökülmüş ağaç yaprakları. GAZAZ : Kuşak ipi GEBİÇ : Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay. GENE : Yine GI : Bayanlara hitap şekli. GICİ : Kızlara hitap şekli. GIRAN : Tepelerdeki düzlük alan. GIVRATMAK : Döndürmek, bükmek. GIYLİ : Ekmek yada pasta yapımında kullanılan geniş tepsi GIYI GAZMASİ : Dar ve uzun ağızlı , sert zeminleri eşmekte kullanılan kazma çeşidi. GIREBİ : Ucu kıvrık küçük balta. GİZLENCUK : Saklambaç oyunu GLAVU : Kesici araçların keskinlik durumu. GOCAGARİ AYİ : Yerel takvim. GOCAMAN : İhtiyar adam. GODOŞ : Mısır koçanı. GOFLİYA : Sümüklü böcek GOĞUK : Oyuk, ağaç kovuğu GONUŞUK : Söz. GOLLAMAK : Göz kulak olmak. GOPÇA : Düğme. GORİŞAFLA : Kertenkele GOSİ : Kuluçkaya yatmış tavuk. GOŞMA : Avuç GOT : Mısır , fındık gibi şeyler için kullanılan tahtadan yapılan ölçü kabı. GÖĞUNS : Göğüs GÖT : Bir yerin, bir nesnenin aşağı kısmı, alt tarafı. GÖT ATMAK : Kıçını sallamak. GÖZ : 1-Suyun kaynağı. GUDAL : Kazanda pişenleri karıştırmaya yarayan uzun odun parçası. GUDURUK : Kudurmuş. GUFA : İneklere yal vermede kullanılan kap. GUMUL : Yığın. GUZ : Kuzeye dönük. GUZİNE : Bir çeşit soba. GÜNİY : Güneye dönük. GÜRGEN : Kayın ağacı. GIREVET : Tahtadan yapılmış yatak(somya) H HABU : Bu HABURA : Burası HACAn : Madem HALAMUU : Hala oğlu. HARK : Küçük kanal. HARMAN ETMEK: 1 -Fındık gibi ürünleri serip kurutmak. 2-Bir yeri çiğneyerek otsuz toprak haline getirmek. HARDIMA : Dar ve ince tahta. HAS UN : Buğday unu. HAŞİNDİ : Şimdi. HAŞLAK : Çok sıcak. HAŞU : O HAU : O HAURA : Orası HAYGIR : Aygır, erkek at. HAYF ALMAK : Öç almak. HAYLAMAK : Yüksek sesle bağırmak. HABOLE : Böyle. HEDİK : Kar ayakkabısı HELBET : Tabi ki, elbette. HIZAN : Çoluk çocuk HOROM : Mısır saplarından oluşan demetlerin birbirine dayandırılmasıyla oluşturulan küme. HUHUREK : Baykuş. I-İ İFTERİ : Eğrelti otu İRAK : Uzak İRGAMAK : Kıpırdatmak, sarsmak. İSRİÇ : Bir ağaç türü. İSTİF : Lahana ve fasulye ile yapılan bir yemek, yığma İŞMAR ETMEK : Gözünü kapatıp açarak işaret vermek. İKİLEME : Mısırların ikinci çapası. İŞGİLLENMEK : Şüphelenmek. İŞLUK : Gömlek, atlet. K KARA ATEŞLUK : Eski evlerde ateş yakılan bölüm. KELEK : Koyun , keçi gibi hayvanlara takılan tenekeden yapılmış çan. KELEP : Büyük iplik çilesi. KENEF : Tuvalet KEPENGİ : Evden ahıra inmek için kullanılan kapak. KERENDİ : Tırpan. KÖMRE : Hayvan dışkısı. KÖMRELUK : Hayvan dışkısının biriktirildiği yer. KERTMEK : 1-Ağacı baltayla yaralamak.2-İpucu vermek. KESİLMEK : Yorulmak. KEYVAN : Aşçı KOKULU ÜZÜM : Siyah renkli, budanmayan, ağaçlara sarılan üzüm çeşidi. KOMAR : Kısa boylu bodur çalılık.(Ormangülü) KÖZ : Kor halindeki ateş. KUSA : Siğil. KUKUVAK : Mantar. KUPLAS : Yüzüstü durma. KUŞAK BAĞ : Kuşağın üstüne bağlanan , yer tezgahında dokunan, uçlarına püskül takılan aksesuar. KÜLEK : Tahtadan yapılan kova. KÜREMEK : Sıyırmak, temizlemek.. L LABAZA : Geniş yapraklı,yabani bir ot. LEVOR : Etkileyici kokusu olan yabani bir ot. LOBUT : Hantal, kaba saba. LONGOZ : Derin, karanlık kuyu M MAĞZİ : Yayla evi. MANCA : Sulu yemek. (Ayranli manca) MATKAP : Değişik amaçlarla kullanılan 1-2 m uzunluğunda ucu sivri ve kalın demir çubuk. MAYALUK : Sütünden yararlanılan sığır. MECİ : İmece için gelen kişi. MEKTEP : Okul. MERAM : İstek,amaç. MEREK : Küçük samanlık. MERTEK : Ev yapımında kullanılan büyük kalas. MEŞEBE : Maşrapa. MEZERE : Yayla köy arası yerleşim yeri. MOL : Bitki topluluğu.( Fındık moli) MORA : Çilek. MUH : Çivi. MİLE : Misket. MUDARA : Sağlam olmayan, zayıf. MUDARA ETMEK: Yardım istemek, muhtaç olmak. MUHANAT : Korkak. MUNDAR : Kendiliğinden ölmüş ve eti yenmeyen hayvan. MUKUM : Sağlam. MURÇ : Genellikle taş kırma işinde kullanılan büyük demir çivi. MÜZEVİR : Laf taşıyan kişi. NA : Al NAVLON : Yol parası. NALET : Lanet. NESLIM : Aynı sülaleden olan. O-Ö OBA : Birkaç köyün gittiği yayla. OHA (O uzun) : Sığırların durması ve otlaması için söylenen sözcük. OKARİ : Yukarı OLANCA : Bütünü, tamamı. OYAN : Öte taraf. ÖKÜZ : Boğa. P PANDİ : Hayvanların yeme yeri. PAKLA : Fasulye. PALAK : Ayı yavrusu. PAPARA ATMAK : Azarlamak PEDALİZA : Kelebek. PEŞKİR : Havlu. PİŞTOF : Tabanca. PONDUL : Pantolon. POSPOR : Büyük sıçan. PEĞRENK : Fazla yağan yağmurun araziye zarar vermesini önlemek için arazide derin ve çapraz bir hendek açılıp içi taşla doldurulduktan sonra tekrar toprakla kapatılan bir kanal çeşidi. PÜSKÜĞÜT : Bisküvi R REYHA : Güzel koku. ROGOBAT : Serender direklerinin üst kısmında bulunan ve serenderlere fare girmesini engelleyen, koniye benzer bölüm.
S SACAYAK : Ateşe kazan veya saç koymaya yarayan üç ayaklı araç. SAĞAN : Büyük metal tabak. SAPA : 1-Yol kenarında olmayan. 2-Gizli yer. SAP : Biçilmiş mısır bitkisi. SAPAK : Yol ayrımı SAPMAK : 1-Geçerken uğramak. 2-Yolu değiştirmek. SAYIKLAMAK : Yarı uyur yarı uyanıklık hali uyku. SAZAK : Ot bahçesi , çayır alanı SELAMETLEMEK: Yolcuyu uğurlamak. SERENDER : Ayaklar üzerine yapılmış mısır vb yiyeceklerin saklandığı yer. SİCAN : Fare SİFTE ETMEK : Yeni çıkan bir meyveyi ilk defa yemek. SİMLA : Gözün kenarında birikmiş tortu. SİNMEK : Çökmek, hedef küçültmek. SİRAN : Isırgan otu SU DÖKMEK : Tuvalete gitmek. SULUK : Eski evlerde yıkama işlerinin yapıldığı bölüm. ŞAFLİYA : Ağız akıntısı,salya. T TAFLAN : Karayemiş. TEKERLENMEK : Yuvarlanmak. TEBİNMEK : Kurulanmak. TEMREĞÜ : Egzamaya benzeyen bir cilt hastalığı. TEVEKEL : Saf , aklı kıt TIRNAĞINA VURMAK:Çok üşüme ve donma sonucu tırnakların acıması. TİRMA : Ayran ve mısır unundan yapılan muhallebi kıvamında bir yemek TİRMUK : Hayvan gübresini atmaya yarayan demir aygıt. TUMUL : Ekmek kırıntısı. U UÇKUR : Eskiden pantolon, şalvar gibi giyeceklerin düşmemesi için bele bağlanan ip. ULA : Erkekler için kullanılan bir hitap. URBA : Düğünden önce geline alınan elbiseler.. URGAN : Hayvanları bağlamak için kullanılan ip. USUL : Yavaşça. UŞAK : Çocuk. ÜSKÜT : Küsmüş,sessiz V VARDAGEL : Yük taşımada kullanılan ilkel teleferik. VARGİT : Yaylalarda sonbaharda açan beyaz renkli çiğdem. VEREUZ : Evlerin arka tarafındaki dar aralık. VİNDO : Kan emici büyük sinek. VOLAR KIRMA : Bellenmiş tarlada büyük toprak parçalarını kazma ile ufalama Y YAL : Köpek ve sığırlar için hazırlanan sulu yiyecek. YALANIZ : Tek başına, yalnız. YAĞLAŞ : Mısır unu ,su, peynir ve tereyağından hazırlanan bir yemek. YALLUK : İneklere verilecek taze ot ,yaprak gibi şeyler. YAVAN : İneği süt vermez durumda olanlar için kullanılan bir sözcük.”Süt ,yoğurt “ yok anlamında. YAYLIM : Hayvanların otladığı yer, otlak. YAYMAK : Otlatmak. YENLİK : Hafif YILKIDA : Dışarıda YONGA : Kesilen, yontulan odundan çıkan parçalar. YUFKA : Sığ. YÜKLÜ : Hamile. YÜZÜNE GOMAK: Kaçan kızla ailesinin barışması.Kaçan kızın ailesini ziyaret etmesi. Z ZAĞAR : Köpek. ZEBİl : Çok fazla ,kullnılamayacak kadar fazla. ZEFKETMEK : Alay etmek,küçümsemek. ZİPKA : Arkası bol, bacakları dar erkek pantolonu. ZİBİL : Çöp ZİLİKTAR : Tavada yapılan yağlı ince ekmek.. ZİRZA : Menteşe. ZUMBUK : Yumruk. ZUMUR : Sıcak mısır ekmeğinin içine yağ ve şeker konularak hazırlanan yemek. SON EKLENENLER ZAAR ERUĞU : Ağacı çok dikenli bir erik türü. HATAYNA : Hata , yanlışlıkla yapılan OKŞOGA : Birisinden beklenen bir eylemi onaylama , zaten olması gereken buydu anlamını belirtme sözcüğü. (Okşogiya) GORZİT : Et doğramak vb işlerde kullanılan ağaç takoz FİLİSTER : Et ,çalı yada yalluk doğramak için kullanılan bir tür satır.
HAZIRLAYAN : GÜNAY SEVENCAN
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|