Ah Trabzon’um, içinde ne cevherler var.Var oluşun yeter.
Ah Trabzon’um gezerim senin doya doya.akşam güneşinin batışını izlerim Ganitanda.Gezerim seni uzun sokağında,meydanında.Ziyafet çekerim Cemil ustanda,Nihat ustanda ve Zigana Yörük çadırında.Seyrederim seni Boztependen.Tarihi güzelliğin olan Sümela manastırın ,Atatürk köşkün,Ayasofyan ve surların anlatır büyüklünü bana Trabzon’um
Ah Trabzon'um yaylalarınla da bir başkasın.İçerim soğuk sularını,ayranlarını orada.Bir başka tat verir, mısır ekmeği ile yoğurt un bir arada.Eğlenir insanların yayla şenliklerin olan kaldırımda,hıdır nebide,karadağ da,sis dağın da, Ağasarda ve kadırganda.
Gelişmişliğin göstergesidir;ktü üniversitesi,havaalanı,hastanelerin.Hile tıp fakülten hayat verir Karadeniz insanına.Karadeniz’in tek Trabzon’usun sen.Karadeniz senle anlam kazanır.
İmparatorlukların çökertildiği yersin Trabzon’um.sen olmadan İstanbul anlamsızdır.bunun kanıtı fatihin seni fethetmesidir.(zaten fatih söylemişti ”Trabzon alınmadan İstanbul’un fethi gerçekleşmiş sayılmaz diye).
Ah Trabzonum simgendir; kemençe,hamsi ve Trabzonspor’un.takılır sahilde ağlarına hamsin.marka olmuştur ekmeğin.Kendine özgü şivenle yaşamışsın bu zamana kadar.
Kemer altında alışveriş yapmak keyif verir insana.Yormaz insanı kaldırımların.Gurbetteki insanların hep kalbindesin.unutamazlar seni.Düşüncelerinde illaki sen varsın.vazgeçilmezsin.Düşlerler seni her zaman.hasrettirler sana.